Konumuz Dış Ticaret / Hikmet Baydar Yazısı

Türkiye İstatistik Kurumu 11 Temmuz’da dış ticaret endekslerini açıkladı.

Bu verilere göre; ihracat birim değer endeksi mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.9 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 3.4 azalırken, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 2.2, yakıtlarda yüzde 38.5 ve imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 5.4 artış gösterdi.

İthalat birim değer endeksi ise mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.7 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 0.5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 10.5, yakıtlarda yüzde 32.6 ve imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 2.4 artış kaydetti.

Yukarıdaki veriler kurların dışında ithal girdi fiyatlarında da olağanüstü oynaklıklar olduğunu bize gösteriyor. Bir önceki yılın aynı ayına göre yakıt ithalatı birim değerinde yüzde 32 artış olması enflasyonu nerelerin beslediğini de bize gösteriyor. Yakıt konusu bütün sektörlerin girdisi olup maliyetlerine yansıyor. Gelelim hammaddelere; bir yılda hammadde girdileri birim değerinde artan yüzde 10.5 artış imalat sanayi ihracatı birim değerindeki yüzde 2.4 artışla kıyaslandığında oldukça yüksek bir artış olarak dikkatimizi çekiyor. Birim değer bazında hammadde maliyetinden daha az artmış bir imalat sanayi birim değer endeksi ile karşı karşıyayız. 
Yani kâr marjı daralmış olabilir.

Burada bizi tedirgin eden diğer bir veri de ithalat miktar endekslerindeki düşüşlerdir. Hammadde ithalatı birim miktarında yıllık bazda yüzde 9.2 azalma bizi tedirgin ediyor. Fiyatı hızla artan girdilerin ithalatında miktar bazında bir azalma olmuş gibi bir görünüm var. 
Bu durum üretimi olumsuz etkilerse diye tedirgin oluyoruz. Çünkü birim değer azalışı pek de küçük bir oran değil.

İhracat birim değerinde ciddi artış oranları göremediğimiz reel sektörün, ihracat endeksinin de neredeyse aynı kaldığını görmemize rağmen, ithalat maliyetlerinde fiyat artışındaki ciddi artış nedeniyle hammadde ithalatında önemli oranda düşüş olması gelecekte üretimde daralma olabileceği tedirginliğine kapılmamıza neden oluyor.

Son sözümüz; düşen cirolarda nakit akımını yönetmek ustalık ister. Yaşlandırma raporları, alacak ve borç vade raporları gibi nakit akışı etkileyecek verileri oluşturamayan firmalar, başarılı bir nakit ve fon akım tabloları oluşturamazlar. 
O zaman sorunlar herkesin çözemeyeceği zaman önlerine gelecek demektir. 
Kaldı ki, müşteri ve tedarikçileriyle iyi bir iletişim sağlayamamış firmalar nakit akışındaki istenen esnekliği asla sağlayamazlar.

KAYNAK : İstanbul Ticaret Gazetesi